ABD’li yetkililer İsrail’in perşembe gecesi Suriye’ye havadan bir saldırı düzenlediğini ve bir hedefi vurduğunu duyurdu. İsraillilerin vurduğu hedefin bir silah deposu olduğu tahmin ediliyor

Adlarının açıklanmasını istemeyen ABD’li yetkililer dün akşam Amerikan basınına İsrail’in Suriye’yi vurduğunu bildirirken CBS News muhabiri David Martin, İsrail’in hedefinin bir depo olduğunu teyit ettirdi.

ABD’li kaynaklar depoda ne olduğunu bilmediklerini belirtti. İsraillilerin bu saldırıyı gerçekleştirmek için Suriye hava sahasına girip girmediği de netlik kazanmadı. Ancak saldırıyı duyuran ilk yayın organı olan CNN’e göre, ABD’li yetkililer İsrail jetlerinin Suriye hava sahasına girmediğini tahmin ediyor.

Associated Press’e konuşan kaynaklar olayın perşembeyi cumaya bağlayan gece yaşandığını söyledi.

İSRAİL’İN HİZBULLAH KAYGISI

İsrail, Suriye’nin elindeki kimyasal silahların Lübnan’da Hizbullah’ın eline geçmesinden endişe ediyor. Bu nedenle kısa bir süre önce de Suriye-Lübnan sınırında bir konvoyu vurmuştu.

Hafta başında Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a iki yıldan fazla zamandır devam eden ayaklanmaları bastırması için destek olabileceklerini açıklamıştı.

İsrail’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Aaron Sagui, söz konusu hava saldırısıyla ilgili yorum yapmayı reddederken, “Söyleyebileceğimiz şu ki İsrail kimyasal silahların ya da diğer oyun değiştirecek silahların Suriye rejimi tarafından teröristlere özellikle de Lübnan’daki Hizbullah’a transferini önlemeye kararlıdır” dedi.

ABD’de 10 yıl önce kaybolan ve hayatlarından ümit kesilen 3 kadının, 3 erkek kardeş tarafından bir evde esir tutulduğu ortaya çıktı. Evde, kadınlardan birine ait çocuk da bulundu.

ABD’nin Ohio eyaletinde 10 yıl önce kaybolan 3 genç kadın bulundu.

Cleveland Polis Şefi Michael McGrath, kentin güneyindeki bir eve düzenlenen operasyonda Amanda Berry, Gina DeJesus ve Michelle Knight’ı yıllarca esir tutan 3 erkek kardeşin yakalandığını açıkladı.

McGrath, 50, 52 ve 54 yaşlarındaki erkek kardeşlerden birinin okullarda otobüs şoförü olarak çalıştığını belirtti.

Erkek kardeşlerin evde bulunmadığı sırada üst kata çıkmayı başaran Berry’nin kapıyı yumruklayarak yardım istediği, bir komşunun kapıyı kırarak genç kadını kurtardığı öğrenildi.

Belediye Başkanı Frank Jackson, çiftlik evinde yapılan aramada 6 yaşında bir kız çocuğunun da bulunduğunu söyledi. Jackson, çocuğun esir tutulan Berry’e ait olduğunu ifade etti.

Knight 2002′de 21 yaşındayken, Berry 2003′te 16 yaşındayken ve DeJesus 2004′te 14 yaşındayken kaçırılmıştı. Tüm aramalara karşın bulunamayan genç kadınların hayatlarından ümit kesilmişti.

Hastaneye götürülen genç kadınların sağlık durumunun iyi olduğu ve aileleri ile buluştukları belirtildi. 

Suriye ordusunun, İsrail’in Golan tepelerindeki Tel Fares bölgesine sabah saatlerinde top atışı yaptığı bildirildi.

İsrail’in, geçen hafta içinde Suriye’ye iki kez arka arkaya hava saldırısı düzenlemesiyle ilgili sessizliğini korurken, İsrail Savunma Kuvvetleri bugün sabah saatlerinde Suriye ordusundan açılan topçu ateşiyle İsrail’in Golan sınırının vurulduğunu açıkladı.

Olayın ardından AA muhabirine açıklama yapan İsrail Savunma Kuvvetleri sözcülük ofisinden üst düzey bir yetkili, “Topun düştüğü yerde ölü ya da yaralı yok. Konudan bölgede bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Gözlem Gücü’nü haberdar ettik. İsrail ordusu saldırıya karşılık vermedi” dedi.

İsrail, son iki ay içinde Suriye sınırından açılan 2 topçu ateşine karşı misilleme hakkını ivedi bir şekilde kullanmış, ateş açılan noktaları tam isabetle vurduğunu duyurmuştu. 

İstanbul’da girdiği ameliyatın ardından, “Beynindeki tümörü aldık, kurtuldun” diye eve gönderilen hasta, ağrılarının devam etmesi üzerine bir başka hastanede yaptırdığı incelemede söz konusu tümöre hiç dokunulmadığını öğrendi.

“Bana sanal tümör ameliyatı yaptılar” İstanbul’da geçirdiği operasyonun ardından, “Beynindeki tümörü aldık, kurtuldun” denilerek eve gönderilen avukat Halil Sütlü’nün iddiası bu.

Boyun ağrısı şikayeti ile geçtiğimiz yıl haziran ayında doktora giden Halil Sütlü, beyninde tümör olduğunu öğrendi.

Üsküdar’da özel bir hastanede MR’ı çekilen Sütlü’ye, Doçent Doktor B.A. beyninin tehlikeli bir bölgesinde iyi huylu bir tümör olduğunu ve tümörün alınması gerektiğini söyledi.

Doktarların bu bilgiyi vermesinin ardından Sütlü, bir ay sonra ameliyat olmaya karar verdi.

44 yaşında iki çocuk babası Sütlü, Temmuz ayında doktorlar H. S. ve B. A. tarafından ameliyata alındı. Sütlü’nün iddiasına göre ameliyat sonrası doktorlar, beynindeki tümörün tamamen alındığını söyledi. Sütlü bu ameliyat için 15 bin TL ödedi.

“Görme bozukluğu nedeniyle tekrar doktora gitti”

Ameliyatın ardından yaklaşık bir ay sonra görme bozukluğu yaşayan Sütlü, yeniden kendisini ameliyat eden doktor B. A’nın yanına gitti. Sütlü’yü muayene eden doktor B. A, ameliyatın çok iyi geçtiğini ve her şeyin normal olduğunu söyledi.

“Tümörün alınmamış” cevabı

Ağrılarının geçmemesi üzerine Halil Sütlü, başka bir hastanede doktora gitti. Burada yeniden MR’ı çekilen Sütlü’nün iddiasına göre, yapılan ameliyatta beynindeki tümöre hiç dokunulmadığını belirtildi.

Yapılan tetkiklerin ardından Sütlü, yeniden ameliyata alındı ve beynindeki tümör alındı.

İfade veren doktorlar: “Tümör kısmen alındı”

Bir süre tedavinin ardından iyileşen Sütlü, ilk ameliyatını yapan hastane ve doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Soruşturma başlatan Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, hastane yetkilileri ve iki doktorun şüpheli sıfatıyla ifadesini aldı.

Hastane yetkilileri ve doktorlar, beyinciğin ödemli olduğu, tamamen alınmasının hayati risk oluşturacağını belirttiler. Bu nedenle tümörün kısmen alındığı belirten doktorlar, bu bilgilerin de ameliyat sonrası hastaya bildirildiğini iddia ettiler.

Hasta Halil Sütlü de soruşturma kapsamında ‘şikayetçi’ sıfatıyla ifade verdi.

Sütlü, beynindeki tümörün alınmadığını ve kendisinin kandırıldığını belirterek sorumlular hakkındaki şikayetini tekrarlardı.

Savcı Adli Tıp’tan rapor istedi

Savcılık, şikayetçinin beyninde tümör olup olmadığı, ameliyatlarda tümörün alınıp alınmadığını konusunda Adli Tıp Kurumu’ndan rapor istedi. Savcılık Adli Tıp’tan gelecek raporu bekliyor. Sütlü, hastane yetkilileri ve doktorları aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’na da şikayet etti.

“Başka insanlar mağdur olmasın”

Halil Sütlü, “2. Ameliyattan önce bu tümörün yerinde durduğunu öğrenince başka insanların da mağdur olmasını engellemek için Sağlık Bakanlığı’na ve Emniyet teşkilatına ihbarda bulundum. Benim yaşadığım olay bir mucize eseri ortaya çıktı” diye konuştu. 

AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi ve Estetik Rekonstrüktif Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, dünyada kadavradan rahim nakli yapılan ilk kişi olan 21 yaşındaki Derya Sert’e embriyo transferini başlattıklarını açıkladı.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde 8 Ağustos 2011′de Derya Sert’e 7 saat süren operasyon sonunda dünyanın ilk kadavradan rahim nakli yapılmıştı. Daha önce birçok ülke doktorlarının canlı vericiden denediği, fakat başarılı olamadığı rahim naklini bu kez kadavradan alarak yapan ekip dünya tıp literatürüne girmişti.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Ekip Başkanı Prof. Dr. Ömer Özkan ile Başhekim Prof. Dr. Mustafa Ünal, bu sabah ortak yaptıkları yazılı açıklamada Derya Sert için ön hazırlıklar tamamlanarak, geniş bir ekip tarafından embriyo transferi işleminin başlatıldığını duyurdu. Açıklamada, “Derya Sert’in sağlık durumu iyidir ve evinde istirahat etmektedir. Kamuoyu süreçle ilgili olarak bilgilendirilmeye devam edilecektir” denildi.

Embriyo nakli için yol haritalarının belli olduğunu aktaran Prof. Dr. Ömer Özkan, geçen ayki bir konferansta Derya SerT’in durumuyla ilgili şunları söylemişti:

“Derya’ya 8 Ağustos 2011′de rahim naklini gerçekleştirdik. Transferden 1- 2 yıl sonra da daha önceden elde ettiğimiz dondurulmuş embriyolardan yararlanıp embriyo transferini gerçekleştirmeyi planladık. Yol haritamızı buna göre belirledik. Elimizde yeterince embriyo bulunuyor. Nisan ayı başından itibaren kaliteli embriyoları transfer edeceğiz. Bu tür işlemlerde başarı oranı yüzde 30- 40′tır. Çoğul gebeliği kesinlikle istemiyoruz.”

Gaziantep’te aort damarı yırtılan kadın, kan dolaşımı durdurularak yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu.

Özel bir hastaneden yapılan açıklamaya göre, şiddetli göğüs ağrısı ve bilinç kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran Fadıma Yalçın’ın (56) nöroloji kliniğindeki tetkiklerinde, aort damarında yırtılma oluştuğu belirlendi.

Damardaki yırtığın beyne doğru ilerlediğinin tespit edilmesi üzerine hasta, ameliyata alındı. Yalçın’ın vücudundaki kan boşaltılıp belli dereceye kadar soğutuldu ve dolaşımı 36 dakika durduruldu. Yalçın, 5,5 saat süren ameliyatın ardından sağlığına kavuştu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen kalp ve damar cerrahisi uzmanı Opr. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan, bu tip vakalarda hastanın vakit kaybedilmeden ameliyata alınması gerektiğini belirtti.

Ameliyatta damar yırtığının ilerlediğini ve beyin damarlarını da içine aldığını gördüklerini ifade eden Erdoğan, bu nedenle açık kalp ameliyatlarında nadiren tercih edilen “kanı bir rezervuarda toplama” yönetimini gerçekleştirdiklerini vurguladı.

Bu yöntemin kullanıldığı hastalarda görülebilecek en büyük riskin, organlarda ve beyinde oluşabilecek kalıcı hasarlar olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bunu engellemenin tek yolu ise işlem süresini olabildiğince kısa tutmaktır. Literatürde belirtilen güvenli süre en fazla 60 dakikadır. Biz işlemi 36 dakikada gerçekleştirdik. Hastamız yoğun bakım sürecinden sonra sağlıklı bir şekilde uyandı ve zamanında müdahale yapıldığı için organlarında ve beyinde hasar oluşmadı.”

Fadıma Yalçın ise ameliyatı gerçekleştiren sağlık ekibe teşekkür etti. 

Mersin’de Akkent İlköğretim Okulu 6′ncı sınıf öğrencisi 13 yaşındaki Özge Sezigen, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Kardiyoloji Polikliniği’nde muayene olduktan 4 gün sonra geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Ailesi, muayeneyi yapan doktoru ihmal iddiasıyla suçladı. İl Sağlık Müdür Vekili Dr. Aytekin Kemik, iddialarla ilgili idari soruşturma başlattığını söyledi.

Özge Sezigen, 26 Mart’ta okulda nefes darlığı çekince öğretmenlerinin bilgi verdiği bir mağazada işçi olarak çalışan babası 56 yaşındaki Gülabi Sezigen ile annesi ev kadını 55 yaşındaki Nazlı Sezigen tarafından, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Acil Servisi’ne götürüldü. Acilde görevli doktor, muayene ettiği Özge’nin ileri tetkiki için bir gün sonra Kardiyoloji Polikliniği’ne getirilmesini istedi. Özge, 27 Mart’ta Çocuk Kardiyoloji Polikliniği’ne götürülerek muayene edildi. İddiaya göre görevli Dr. A.E.K., kalp grafiğini çektirip, muayene ettiği Özge Sezigen için, Hiçbir şeyi yok, heyecandandır diyerek herhangi bir tedavi uygulamadı.

Hafta içinde okuluna da devam eden Özge, 31 Mayıs Pazar günü akşam saatlerinde oturdukları sitenin bahçesinde oynarken fenalaşıp yere düştü. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan ve kalp krizi geçirdiği belirtilen Özge, aynı gece müdühalelere rağmen yaşamını yitirdi.

TOPRAĞA VERİLDİ

Özge Sezigen’in ölümü, eğitim gördüğü okuldaki arkadaşlarını şoke etti. Yakınlarının gelmesi için bir gün hastanede bekletilen küçük kızın cenazesi, dün götürüldüğü Akkent Mezarlığı’nda gözyaşlarıyla toprağa verildi. Cenaze töreninde anne Nazlı, baba Gülabi Sezigen ile Özge’nin sınıf arkadaşları ve yakınları sinir krizleri geçirdi. Özge’nin üzerine ‘Seni unutmayacağız’ yazısı bulunan fotoğrafını taşıyan ve mezarına karanfiller atan sınıf arkadaşları, hıçkırıklara boğuldu.

‘BİR ŞEYİ YOK DEDİLER’ KIZIM ÖLDÜ

Kızının ölümünden sorumlu olanların cezalandırılmasını isteyen anne Nazlı Sezigen yaşadıklarını şöyle anlattı

Kardiyoloji Bölümü’ne götürdüğümde doktor sadece kalp grafiğini çektirdi. Reçete dahi yazmadı, hiç ilaç vermedi. ‘Bir daha bu sancı başlarda, 10-15 dakika sürerse getirin EGK çektireyim’ diyerek bize eve gönderdi. Pazar günü saat 17.00 gibi ise sitenin bahçesindeydi arkadaşıyla oyun oynarken yerde yığılmış bana haber verdiler, ambulans çağırıp hastaneye götürdük. O gece ‘Hiç bir şeyi yok’ denilen kızımı kalp krizinden kaybettik. O, doktor gerekeni yapsaydı beni uyarsaydı, ‘Bu çocuğun bir kalp rahatsızlığı var, neye dikkat edilir, neye dikkat edilmez, ne yapmalı’ ya da beni uyarsaydı, daha farklı doktorlara götürürdüm. Ben yandım, başka anneler yanmasın. 13 yaşındaki kızımı kaybettim.

Cenaze töreninden sonra sinir krizi geçiren ve götürüldüğü hastanede yapılan müdahalenin ardından evine getirilen baba Gülabi Sezigen ise sorumlular hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

İDARİ SORUŞTURMA AÇILDI

Mersin İl Sağlık Müdür Vekili Dr. Aytekin Kemik, Özge Sezigen’in ölümüyle ilgili ihmal iddiaları konusunda idari soruşturma talimatı verdiğini belirterek, 13 yaşındaki bir çocuk iki kez hastaneye gidip, ‘Bir şeyin yok’ denilerek, evine gönderilip, daha sonra da ölüyorsa bu iddiayı kapsamlı araştırmamız gerekir dedi. Suçlanan Dr. A.E.K. ise iddialarla ilgili açıklama yapmadı 

Antalya’da yaşayan 58 yaşındaki 3 çocuk annesi Melahat Özdemir, 16 yılda 4 kez yakalandığı kanseri yenmeyi başardı. Zorlu geçen tedavi sürecinde yaşama umudunu ve yaşama sevincini hiç kaybetmeyen Özdemir, “Tedaviye peruk takıp, makyaj yaparak gittim. Yürüyüş yaptım, sanatla uğraştım, araba kullanmayı öğrendim. Kendi psikolojimi kendim düzelttim” dedi.

Antalya’da yaşayan ev hanımı Melahat Özdemir, 16 yıl önce memede bir kitle olduğunu fark ederek hastaneye başvurdu ancak doktorundan “Yağ bezesidir. Önemli bir şey değildir” yanıtını aldı. Birkaç yıl sonra kitlenin büyüdüğünü fark eden Özdemir, tekrar hastaneye başvurdu. Çekilen mamografi ve yapılan biyopsinin ardından Özdemir’e meme kanseri teşhisi konuldu. Operasyonla Özdemir’in sağ memesi alındı. Ameliyatın ardından kemoterapi ve ışın tedavisine başlayan Özdemir, kanseri yenmeyi başardı. Melahat Özdemir’in mutluluğu uzun sürmedi. Dört yıl sonra aynı bölgede tekrar bir kitle tespit edildi. Kanserin nüksettiği anlaşılınca operasyonla kitle alındı. Tekrar ilaç tedavisine başlayan Özdemir, kanseri ikinci kez atlattı. Melahat Özdemir hastalıktan kurtulduğunu düşünürken kanser 4 yıl sonra bu kez göğüs kafesinde ortaya çıktı. Moralini hiç bozmayan ve günlük yaşantısına devam eden Özdemir, ilaç ve ışın tedavisi ile üçüncü kez kanserden kurtulmayı başardı. Özdemir’i bir türlü terk etmeyen kanser, son olarak 3 yıl önce karaciğerinde ortaya çıktı. Zorlu geçen yılların ardından Özdemir’e en büyük desteği doktorundan geldi. Doktorunun “Sen bunu da yenersin” sözleri ile yaşama sıkıca tutunan Özdemir, gördüğü tedavinin ardından geçtiğimiz Şubat ayında taramalarda artık kanser hücresine rastlanmadığı söylendiğinde inanamadığını ve röntgen cihazının bozuk olduğunu düşünüp hastaneyi aradığını söyledi.

“TEDAVİYE PERUK TAKIP, MAKYAJ YAPARAK GİTTİM”

Kanseri 16 yılda 4 kez yenmeyi yaşama azmine bağlayan Melahat Özdemir, “Hayata hiç küsmedim ve moralimi hep yüksek tuttum. Kemoterapi yüzünden saçlarım döküldü, halsiz kaldım ama kendime hep özen gösterdim. Tedaviye hep peruk takıp, makyaj yaparak gittim. Çevreme sağlıklı imajı verdim. Eşime bile hasta olduğumu belli etmemeye çalıştım. Yürüyüş yaptım, sanatla uğraştım, araba kullanmayı öğrendim. Çocuk bakıcılığı yaptım. Kanserle ilgili gelişmeleri sürekli takip ettim. Kendi psikolojimi kendim düzelttim. Hayata bağlı olmam kanseri yenmemi sağladı” diye konuştu.

Kanserli hastalara “Sürekli bir şeylerle uğraşın. Hastalığa teslim olmayın” tavsiyesinde bulunan Özdemir için arkadaşları bir doğum günü partisi düzenledi.  

Tekirdağ’ın Çerkezköy İlçesi’nde karın ağrısı, mide bulantası ve kilo kaybı şikayetiyle özel bir hastaneye giden ve cerrahi operasyona alınan 6 çocuk annesi 50 yaşındaki H.A. isimli kadının ince bağırsağından 10 ile 40 santimetre uzunluğunda 8 solucan çıktı.

Karın ağrısı, mide bulantısı ve kilo kaybı şikayetiyle Özel Çerkezköy Hastanesine başvuran H.A.’nın bağırsağında kitle olduğu belirlenince, kanser şüphesi üzerinde duruldu. Yapılan tetkiklerin ardından bağırsakta solucan olduğu belirlendi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Nurullah Burak Korkmaz’ın yaptığı 4 saat süren operasyonun ardından H.A.’nın bağırsağından 10 ile 40 santimetre uzunluğunda 8 solucan çıkartıldı.

GÖRENLER ŞAŞIRDI

Hastanın kendilerine karın ağrısı ve mide bulantısı şikayeti ile geldiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Nurullah Burak Korkmaz, “Yapılan tetkikler sonucunda olayın basit bir karın ağrısı şikayetiyle olmadığını ve hastanın bağırsaklarında büyük bir kitlenin olduğunu fark ettik. Kitlenin, daha sonra yapılan tetkik ve tahliller sonucunda dünyada 4 insandan birinde görülebilen bağırsak solucanı olduğunu anlaşılınca ameliyata karar verdik. Ameliyat sırasında bağırsak içerine yerleşerek hızla üreyen bağırsak paraziti yani bağırsak kurdu adının verildiği solucan sayısını görünce oldukça şaşırdık” dedi.

Korkmaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Ascaris Lumbricoides (solucan) enfestasyonu denilen rahatsızlığın tüm dünyada yaygındır. Sadece insanlarda parazit özelliği vardır ve parazitlik yapar. Daha çok uygun koşullarda hazırlanmamış dışkı bulaşıcı olan gıdalardan ve sulardan bulaşır. Ağızdan alındıktan sonra, larva formu bağırsaklarda ortaya çıkar oradan kan yoluyla karaciğer, kalp, akciğerleri geçer, akciğer keselerine (bronşlara) gelir öksürük sırasında yutulur ve ince bağırsaklarda erişkin formuna gelişir. Bu göç sırasında karaciğer, apandisit gibi çeşitli organlarda, yerleşerek erişkin formuna gelişebilir.”

HASTALIĞIN BELİRTİ VE BULGULARI

Hastalığın belirti ve bulguları hakkında da bilgi veren Korkmaz, “Göç eden larva iltihabi reaksiyonlara, öksürüğe, kanlı balgam, ateş, deri döküntüsüne, zatürreeye, kan hücrelerinden birisi olan eozinofillerin artışına neden olabilir. Erişkin haldeki formlar ise bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, kilo kaybı, iştahsızlık, sinirlilik, burun kaşıntısı, salya, karın zarı iltihabı, bağırsak tıkanmalarına, ağızdan, burundan, makattan çıkmaya ve bulundukları organa özgü problemlere, safra kanallarına yerleşmesi, karaciğer apsesi, pankreas iltihabı, apandisite, sarılığa neden olurlar” diye konuştu.

BÜTÜN DURUMLARDA CERRAHİ GİRİŞİME BAŞVURULUR

Bu rahatsızlıktan korunma yöntemlerinden de bahseden Nurullah Burak Korkmaz “Bunu engellemek için parazit iltihabı olan kişilerin tedavisi gerekmektedir. Suların dağıtılması konusunda doğru ve sağlıklı yöntemlerin kullanılması, el yıkamanın doğru ve sık olarak uygulanması önerilmektedir. Çiğ tüketilecek sebze ve meyvelerin iyice yıkanması gerekmektedir. Cerrahiyi ilgilendiren ihtilatlarda ise bağırsak solucanı sayısının çok olduğu durumlarda gözlenirler. Bağırsak tıkanmalarına, ender olarak da bağırsak solucanına bağlı apandis iltihabına yol açarlar. Barsak solucanı, safra yollarında da göç edebilir ve safra birikmesi ile bir sarılığa ya da bazen bir safra yolları iltihabına, bir karaciğer apsesine neden olabilir. Bütün bu durumlarda cerrahi girişime başvurulur” dedi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, zayıflama hapları ile bitkisel ilaçlara karşı uyarılar yaptı.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bitkisel ürünlerle ilgili duyarlılığın en üst noktaya taşındığını, bundan sonraki süreçte de bu mücadeleyi daha dinamik şekilde yapacaklarını belirtti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının verdiği ruhsatların ilaç ruhsatı olmadığını, bunların kurtarıcı olarak görülmemesi gerektiğini kaydeden Müezzinoğlu, bunların kamuoyunda zaman zaman ilacın önüne geçtiği algısı oluştuğunu, yasak olmasına rağmen reklamlarının da yapıldığını ifade etti.

Bu ürünlerin yardımcı ve destekleyici olarak ruhsatlandırılmasına rağmen televizyonlarda “hayat kurtarıcı, tedavi edici, sağlık için büyük öneme sahip” şeklinde yanlış bir algı oluşturulmaya çalışıldığına dikkati çeken Müezzinoğlu, şu uyarıları dile getirdi:

“Bunlar ilaç olarak asla algılanmamalı, ilaç gibi değerlendirilmemeli ve mümkünse doktor kontrolü olmadan tedavi, rahatsızlık için asla kullanılmamalı. Bu ürünlerin tedavi edici özelliği yoktur, ayrıca tıbbi tedavilerin yanında destekleyici tedavi olarak bile çok anlamlı bulmuyoruz.”

-”Bedeli ağır oluyor”-

Bazı televizyon kanallarına bu tür ürün reklamlarıyla ilgili cezalar uygulandığını hatırlatan Müezzinoğlu, “Çok ağır bedel ödeyen vatandaşlarımız oluyor. Bunlarla mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

Sağlık sorunları olanların, bu ürünleri kullamalarıyla var olanların yanında yeni sorunlarla karşılaşabildiğini ifade eden Müezzinoğlu, şunları dile getirdi:

“Bu anlamda toleranslı olabileceğimiz tek nokta var, kişi kendi hekiminin bilgisi dahilinde alıyorsa söyleyecek sözümüz yok ama onun dışında asla tedavi edici değildir, mevcut sıkıntının çözümü gibi görülebilecek bir ürün değildir. Dolayısıyla her türlü tedbiri RTÜK’ten de talep ederek gerekirse yasal düzenlemeleri yaparak almak zorundayız. Çünkü bedeli vatandaşımız sağlığıyla ödüyor. Vatandaşımızın sağlığından sorumlu bir bakanlığız.”

-Zayıflama hapları-

Bakanlığın obeziteyle mücadele kampanyasını hatırlatan Müezzinoğlu, obeziteyle mücadelenin dinamik bir şekilde devam edeceğini bildirdi.

Obeziteyle mücadelede doğru beslenme ve hareketli yaşamın büyük önem taşıdığını vurgulayan Müezzinoğlu, şunları kaydetti:

“Yaşam felsefimizi doğru ve sağlıklı bir zemine koyamazsak hep böyle birilerinin duygularımızı tahrikine dayalı bir yol seçeriz ki bu esasında çözüm getirmiyor, sorunlarımızı büyütüyor. O nedenle burada istediğimiz, doğru yol haritasını vatandaşımız kendisi koyacak. Bunlardan bir tanesi boğazından geçen her yudumla ilgili ne kadar sağlıklı olduğunu, ne kadar yerse faydalı olduğunu bilecek. İki mutlaka hareket ve yediğini yakabilmek. Burada sporu, hareketi mutlaka önemsiyoruz. Hareketli bir yaşam, doğru ve sağlıklı beslenme yoksa problemle uğraşmada birileri bizi yanlış yönlere sevk edebilir. Bu tür reklam veya tanıtım kampanyalarından çok anlamlı bir yarar görülmediğinin hatta ciddi zararlar görülebileceğinin bilinmesi gerekir.”  

eskisehir escort meme buyutme meme kucultme Huseyin guner Ankara Escort Asia Escort bayan ankara ilanlar is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

Ankara Escort Asia Escort bayan ankara ilanlar

Escort ankara burada hayd